İstanbul’da Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler

Tarihin bilinen en eski zamanlarından beri Medeniyetlerin Beşiği olan Anadolu’nun en gözde şehridir İstanbul. Uğruna ne savaşlar verilen, bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılmasına sebep olan bir yer…

İstanbul ne şehirdir ne de ülke, İki kıtanın harmanıdır. Asya kadar köklü ve güçlü, Avrupa kadar asil ve yenilikçi; İki kıtayı birbirine bağlayan medeniyetler köprüsüdür.

Onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış olan şehrin tarihi ve kültürel değerleri çok zengindir. Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Latin İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere dünyayı şekillendiren 4 imparatorluğun başkenti olmuştur. Bin altı yüz yıl boyunca sayısız cami, medrese, kilise, surlar, kaleler, saraylar, su kasırları, hisarlar, zindanlar ve çok daha fazlasına ev sahipliği yapmıştır.

İstanbul’u keşfetmek, kendinizi keşfetmek anlamına gelir. Dünya üzerinde 365 gün, 12 ay boyunca 7 gün 24 saat her an canlı olan bir şehir hayal edin. İşte o tam olarak İstanbul! Hayat belirtisi hiç bitmez, gündüzler gece ile sonlanmaz, hep yaşar hep yaşatır! Dile kolay 1600 yıl, 16 Milyon insan.

Beraber İstanbul’u keşfetmeye hazırsanız, artık başlayalım!

İstanbul, Türkiye’nin 81 ilinin en kalabalık olanıdır. 39 tane ilçesi vardır; Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kağıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli ve Zeytinburnu olmak üzere bunların 25’i Avrupa yakasında, Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye ve Üsküdar olmak üzere 14’ü ise Anadolu yakasında bulunmaktadır. Adalar ilçesine bağlı olan, İstanbul deyince akla gelen birbirinden güzel 9 tane ada vardır. Bunlar; Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, Burgazada, Sedef Adası, Yassıada, Sivriada, Kaşık Adası ve Tavşan Adası’dır.

İçindekiler

İstanbul’un Simgeleri

7 gün 24 saat canlı olan bir şehirden bahsettik, ışıkların hiç sönmediği hep yaşayıp yaşatan bir şehir. Peki, İstanbul diyince aklınıza ilk gelen 10 simge nereler olmalı? İşte İstanbul’u büyüleyici yapan, tüm dünyayı ona hayran bırakan simgeleri..

Galata Kulesi

Avrupa yakasının kalbinde, Beyoğlu’nda bulunan Kule semtin adı Galata olduğu için Galata Kulesi adını alır. Bizans İmparatorluğu tarafından yapılan kule geçmişte gözetleme kulesi olarak kullanılırken, ardından yangın kulesi olarak kullanılmış ve günümüzde müze & sergi alanı olarak hizmet veriyor. 528 yılında inşa edilen kule yaklaşık 1500 yıldır bu güzel şehre gözcülük yapıyor ve İstanbul deyince akla gelen en güzel simgelerden birini temsil ediyor.

Beyoğlu’nun ara sokaklarında kaybolurken her sokağın sizi Galata’ya çıkardığını görmek hayatınızda yaşayabileceğiniz en büyülü deneyimlerden biri olacaktır!

Rivayetler Galata Kulesinin en tepesine kiminle beraber çıkarsanız onunla evleneceğinizi söylüyor…

Kız Kulesi

Galata Kulesi ve Kız Kulesi, İstanbul’un iki aşkıdır. İkisi de İstanbul Boğazından geçen herkese selam verir, büyüleri ile herkesi kendilerine hayran bırakırlar. Bizans İmparatorluğu döneminde yapılan kule günümüze kadar çok farklı amaçlar için kullanılmıştır. Bir dönem, Avrupa Yakasının güvenliğini sağlamak için kullanılan Kız Kulesi, üzerine taşıyabileceğinden ağır zincirler yüklendiği için yıkılmıştır. Kuleden denize bakıldığı zaman eski kalıntıları görmek hala mümkündür. 2000 yılında yapılan yenileme ile beraber Restoran ve Seyir yeri olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Hakkında yüzlerce rivayet olan Kız Kulesi için en güzel rivayet, bir Kralın rüyasında kızının yılanlar yüzünden öldüğünü görmesi üzerine bu kuleyi inşa edip kızını burada sakladığıdır. Kral kızını saklamasına rağmen her gün yiyecek tedarik edilen sepetin içine giren yılan kızı öldürmüştür ve o günden sonra kule, Kız Kulesi olarak anılmaya başlanmıştır..

Kapalı Çarşı (Grand Bazaar)

Eminönü’nde bulunan çarşı İstanbul denilince ilk akla gelen yerlerden biri olma özelliğini yıllardır sürdürüyor. Dünya’nın en büyük Kapalı çarşılarından biri olan Kapalı Çarşı, “Grand Bazaar” adıyla dünyaya ün salmış ve binlerce dükkana ev sahipliği yapıyor. Kapısından girdiğiniz anda sizi büyüleyen mimarisi ile alışveriş yapmayı unutabilirsiniz ama bu çarşıda bulacağınız baharatları, yiyecekleri bu kalitede başka bir yerde bulmanızın imkanı yok. İstanbul’un Altın piyasasının nabzının burada attığını da aklınızın bir yerlerinde bulunmalı. Kapalı Çarşıyı gördükten sonra Mısır Çarşısına da uğramayı, Eminönü sokaklarında gezerek sahile inmeyi ve Boğaz manzarasında Balık-Ekmek yemeyi de listenize eklemeyi unutmayın!

İstiklal Caddesi

Avrupa yakasının kalbinde, Beyoğlu’nda bulunan cadde Taksim Meydanı ile Tünel Meydanı arasında kalan bölgede konumlanıyor. Yaklaşık 1,4 Km uzunluğunda olan İstiklal Caddesi günümüzün en kozmopolit ve en popüler caddelerinden biri. Onlarca dükkana ev sahipliği yapan caddede yerel mağazalardan uluslararası birçok mağazaya kadar bulunmaktadır. Caddenin simgesi haline gelen Nostaljik Tramvay ile fotoğraf çektirmeyi ve Kurukahveci Mehmet Efendi’nin taze çekilmiş kahvelerinden almayı kesinlikle ihmal etmeyin.

Taksim Meydanı

İstiklal Caddesinin bir ucunda bulunan Meydan, Cumhuriyet döneminde bu amaçla kullanılmaya başlanmıştır. Meydanın simgesi haline gelen anıt, 1928 yılında İtalyan heykeltıraş Pietro Canoni tarafından yapılmıştır. Atatürk’ü ve yeni düzeni anlatan heykelin ruhu ile günümüze kadar yaşanılan birçok siyasi eylem ve direniş Taksim Meydanında gerçekleşmiştir.

Rumeli Hisarı – Anadolu Hisarı

İstanbul Boğazında iki kıyının birbirine en yakın olduğu noktalarda bulunan iki hisardır. Boğazkesen Hisarı olarak bilinen Rumeli Hisarı, Avrupa yakasının Sarıyer ilçesinde bulunurken Güzelce Hisar olarak bilinen Anadolu Hisarı, Anadolu yakasının Beykoz ilçesinde bulunuyor. 1395 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından inşa edilen Anadolu Hisarı boğazda ki geçişleri kontrol etmek amacıyla inşa edilmiştir. 1452 yılında çok kısa bir sürede inşa edilen Rumeli Hisarı, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce boğazdan gelebilecek tehditleri önlemek için boğazın en dar noktasına inşa edilmiştir. Günümüzde ise müze ve açık hava tiyatrosu olarak hizmet veriyor.

Ayasofya

Bizans döneminde inşa edilen Ayasofya, İstanbul’un fethine kadar patrik katedrali olarak hizmet vermiştir. Osmanlı İmparatorluğunun dininin İslam olmasından dolayı 1935’e kadar Cami olarak kullanılmış ve ardından müze olarak halka hizmet vermeye başlamıştır. 2020 yılında alınan karar ile tekrar ibadete açılarak Cami görevini sürdürmeye devam edecek.

532 yılından beri ayakta olan bu eser heybetli mimarisi ve taşıdığı kültürel doku sayesinde İstanbul’un simgelerinden biri haline gelmiştir. Ayasofya, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için çok büyük bir öneme sahip olduğundan dolayı özellikle yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir.

Din, dil, ırk fark etmeksizin İstanbul’u ziyaret eden herkesin böylesi muazzam bir kültürel değeri görmesi gerekiyor.

Sultanahmet Meydanı & Camii

Sultanahmet Cami yakınında ki Meydana da ismini vermektedir. 1617 yılından beri İstanbul’un göz bebeği olan cami, Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılmıştır.

Fatih ilçesinde bulunan bu muazzam yapı yüz yıllardır Boğaz şeridi boyunca kendini gösterip herkesi kendine hayran bırakıyor. Cami mavi renkte olmasından dolayı “Blue Mosque” olarak ta anılıyor. 6 minareye sahip olan cami, içerisinde ki duvarları süsleyen mavi İznik çinileriyle ün salmış durumda.

Cami’den adını alan Meydan ise İstanbul’un en güzel Köfte Ekmeğini yiyebileceğiniz adres olabilir!

Topkapı Sarayı

İstanbul’un en güzel simgelerinden biri olan Topkapı Sarayı! İstanbul’un fethinden sonra yaklaşık 400 yıllık süre boyunca tüm Osmanlı Hanedan’ına ev sahipliği yapmış, dehşet verici büyüklüğe sahip bir saraydır. Sarayburnu’nda yer alan yapı, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış ve Abdülmecid’in Dolma Bahçe sarayını yaptırdığı zamana kadar Osmanlı padişahlarının yaşadığı yer olmuştur. Dile kolay 400 yıl ve 3 kıtaya hakim olan Osmanlı’nın genişleme dönemlerine şahit olan yapının nasıl bir ruhu olduğunu görmeniz ve hissetmeniz gerek!

Pierre Loti Tepesi

İstanbul’un Haliç’ini en güzel izleyebileceğiniz tepedir. Avrupa yakasının Eyüp ilçesinde bulunan tepe İstanbul denince akla gelen ilk 10 yerden biridir. Birbirinden güzel dizilere, filmlere ev sahipliği yapan bu güzel tepe ruhunu asla kaybetmiyor. Küçük hasır masaları, tabureleri ve çayıyla sizi her mevsim ağırlamaya hazır. Tepeye ulaşımı otobüsle sağladıktan sonra teleferikle aşağıya inerek büyüleyici İstanbul manzarasını görmeniz gerekiyor. Tepedeyken Haliç manzarasıyla fotoğraf çekmeyi de unutmayın!

İstanbul’da Gezilecek Tarihi Yerler

Yerebatan Sarayı

Ayasofya’nın güneybatısında bulunan Yerebatan Sarayı, Bazilika Sarnıcı olarak da bilinir. Bizans imparatorluğu döneminde su ihtiyacını karşılamak için kullanmıştır. İstanbul’un fethinden sonra da su ihtiyacına yönelik kullanılan sarnıç, Osmanlı’nın kendi su kemerlerini yaptırmasının ardından kullanım amacını yitirmiştir. Yabancı seyyah tarafından tekrar keşfedilen sarnıç, Avrupa’da büyük ilgi çekmiştir. 1987 yılında, Türkiye Cumhuriyeti tarafından temizlenmiş ve gezi platformu olarak halka hizmet vermeye başlamıştır.

Hakkında bir sürü rivayet olan, dizilere filmlere konu olan bu sarnıç gizemini asla kaybetmiyor!

Yedikule Zindanları

Yedikule Hisarı olarak ta bilinen Yedikule Zindanları adını Genç Osman Kulesi, Cephanelik Kulesi,  III. Ahmed Kulesi, Hazine Kulesi, Zindan Kulesi, Top Kulesi ve Bayrak Kulesi olmak üzere bu yedi kuleden alır. Zeytinburnu’nda bulunan Zindanlar, Türkiye’nin en eski açık hava müzelerinden biri olarak hizmet veriyor.

Yoros Kalesi

Beykoz’da Anadolu Kavağı sırtlarında bulunan kale Doğu Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı

Boğazın en görkemli yapılarından biri olan Saray Beşiktaş’ta bulunuyor. 1843 yılında başlayan inşaatı 13 yıl sürmüş ve Batı etkisinde muazzam yapı ortaya çıkmıştır. Rivayetlere göre Sultan Abdülmecit’in sarayı yaptırırken, “Burada sadece güzel olan şeyler bulunsun” dediği bilinir. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin ilanından sonra Dolmabahçe Sarayını, Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanmıştır. 10 Kasım 1938 tarihinde Atamızın hayata gözlerini yumduğu yer olan bu saray, Türk halkı için manevi değere sahiptir.

İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi

İstanbul’un ne kadar kozmopolit bir şehir olduğundan bahsetmiştik, bunun en önemli göstergelerinden biri olan Patrikhane, Ortodoks Hristiyanlığının kalbi olarak temsil edilen 14 patrikhaneden biridir. Fener Rum Patrikhanesi adı ile anılan patrikhane, İstanbul-Yeni Roma Başpiskoposu ve Ekümenik Patriği tarafından yönetiliyor.

Haydar Paşa Tren Garı

Anadolu Yakasının tarihini en güzel yansıtan eserlerden biridir. Kadıköy’de bulunan gar, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarına ait olan en eski ana tren istasyonudur. 1908’den 2013 yılına kadar aktif hizmet vermiştir. Garın iki kulesinin ortasında bulunan barok süslemeli saat ve diğer tüm mimarı güzellikler garın nasıl bir özenle inşa edildiğini yansıtıyor.

İstanbul’da Gezilecek Müzeler

Sakıp Sabancı Müzesi

Emirgan’da bulunan müzede, 1998 yılından beri Türkiye’nin önde gelen ailelerinden biri olan Sabancı Ailesinin özel koleksiyonlarını sergileniyor. Müzede hat, el yazması Kuran-ı Kerim, değerli kitap koleksiyonları, resim koleksiyonu ve daha niceleri var. Sakıp Sabancı’nın bir dönem yaşadığı Altı Köşk olarak bilinen yapı İstanbul’un en değerli müzelerinden biridir.

Pera Müzesi

Tepebaşında yer alan müze, 2005 yılında Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından kurulmuştur. İstanbul’un en yeni müzelerinden biri olan Pera, özel sergiler ve etkinlikler için kiralanıyor.

Beşiktaş JK Müzesi

Türkiye’nin en büyük spor müzesi konumunda olan Beşiktaş JK Müzesi, Vodafone Park’ta bulunuyor. Sporseverlerin görmesi gereken müzelerin en başında gelen müze Beşiktaş Spor Kulübünün 116 yıllık tarihini, spor tarihi müzesi konsepti ile harmanlayarak ziyaretçilerine sunuyor.

Madame Tussauds İstanbul Balmumu Heykel Müzesi

Dünyanın 4 kıtasında 24 tane şubesi bulunan Madame Tussauds Balmumu Heykel Müzelerinden biri de İstanbul’da yerini alıyor. Avrupa, Asya, Amerika ve Okyanusya’da şubesi olan Londra merkezli müze, Marie Tussaud isimli balmumu heykel ustası tarafından yapılmıştır. Müzede birçok ünlü isimden, siyasetçiye, müzisyenden, sporcuya, liderlerden, ilk olarak adlandırabileceğimiz bir sürü insanın balmumu heykeli bulunmakta. Geçmişten günümüze dünyaya damgasını vurmuş birçok ismi aynı kare içinde görmek gerçekten muazzam bir deneyim olacaktır. Beyoğlu’na gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği müzeyi görmeyi sizde ihmal etmeyin ve hemen listenize ekleyin!

Masumiyet Müzesi

Okuduğunuz bir Romanda yaşayan karakterleri, canlandırmalarını, hayallerini görmek size nasıl hissettirirdi? Eğer bu duyguyu yaşamak istiyorsanız Masumiyet Müzesini ziyaret etmelisiniz! Öncesinde Orhan Pamuk’un 2008 yılında yayımladığı olay örgüsü 1974-2000 yılları olan, biri zengin diğeri orta halli iki ailenin arasında geçen aşkı ele alan “Masumiyet” isimli romanını okumalısınız. 2012 yılından beri hizmet veren müzenin tohumları roman yazılırken Orhan Pamuk’un kafasında oluşmaya başlamıştır. Romanın yayımlanmasından 4 yıl sonrada müze halka hizmet etmeye başlamıştır. Müzeyi ziyaret etmek için illa ki romanı okumuş olmak veya romanı okuduysanız müzeye gitmeniz gerekmiyor fakat birbirini bu kadar güzel tamamlayan Müze&Roman ikilisini beraber tatmak size büyüleyici bir deneyim yaşama şansı verecektir.

İstanbul Deniz Müzesi

Türkiye’nin ilk askeri müzesi olan İstanbul Deniz Müzesi, 1897 yılında Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa’nın çabalarıyla Kasımpaşa’da küçük bir binada kurulmuştur. İlk adı Müze ve Kütüphane İdaresi olan yer, 2. Dünya Savaşı döneminde zarar görmesin diye Anadolu’ya taşınmıştır. Savaşın bitmesiyle beraber 1948 yılında bugün ki yerine, Beşiktaş’ta bulunan Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın anıtı ve türbesinin yanına taşınmış ve halka açılmıştır. Müzede başlıca gemi modelleri, saltanat kayıkları, bahriyeli kıyafetleri, el yazmaları, sancaklar, haritalar & portolanlar, tablolar, tuğralar & armalar, kadırgalar, seyir aletleri ve silahlar sergilenmekte. Beşiktaş’a yolunuz düştüyse yüzyıllarca Dünya’ya hükmeden Osmanlı İmparatorluğunun bu değerli deniz hazinesini görmeyi listenize ekleyin!

Rahmi M. Koç Müzesi

Tersane, Lengerhane ve Dış mekan sergi alanından oluşan üç parçalı müze, ünlü iş adamı Rahmi Koç’un desteğiyle açıldığı için onun adını almıştır. Haliç’e bakan en güzel kıyılardan birinde bulunan müze, İstanbul’un Hasköy civarlarında yer alıyor. Türkiye’de sanayi, ulaşım, iletişim ve endüstri sektörleri ile ilgili olan en önemli müzelerden biridir. Müzede sergilen Denizaltıların, Lokomotiflerin, Otomobillerin yanı sıra organizasyonlar ve özel sergilerde düzenleniyor. Türkiye’nin sanayileşme sürecini detaylı gözlemleyip, değerli bilgiler edinebileceğiz sergiyi ziyaret etmeyi unutmayın!

Galata Mevlevihanesi Müzesi

Beyoğlu’nda bulunan Mevlevihane, Kulekapı Mevlevihanesi olarak ta bilinir. İstanbul’da ki ilk Mevlevihane olma özelliğine sahip olan Galata Mevlevihanesi, 1491 yılından beri ayaktadır.

Türkiye İş Bankası Müzesi

Türkiye’nin ilk bankası olan İş Bankası, bu değerli öyküyü sonra ki nesillere aktarabilmek için uzun süren bir hazırlık aşamasının ardından 2004 yılında müzeyi halka açmıştır. Müzenin bulunduğu bina 1892 yılında İstanbul Postanesi olarak kullanıldıktan sonra 1928’den 2004 yılına kadar Türkiye İş Bankası İstanbul Şubesi olarak çalıştı ve 2007’de müzeye çevrildi. Müzede, Türkiye’nin ekonomisine dair her türlü belge ve somut eşya bulunmaktadır. 100 yaşına basmaya yakın bir devletin 100 yıllık ekonomi gelişimini resmi belgelerle halka açan bu sergiyi görmek için Eminönü’ne uğramayı ihmal etmeyin!

Miniatürk

Anadolu’nun tüm tarihi değerlerinin 60.000 metrekare içine sığdırıldığı bir minyatür park hayal edin! İşte o Miniatürk. Minyatür Türkiye Parkı olarak ta duyabilirsiniz. İstanbul’un Beyoğlu’nda Haliç kıyısına nazır bir yere konumlandırılmıştır. Minyatür Parklar içinde en geniş alana kurulmuş olan Park, 2 Mayıs 2003 tarihinden beri ziyaretçilerine açık ve Anadolu’nun paha biçilemez değerleri ile herkesi büyülüyor. 122 tarihi eser ev sahipliği yapan Miniatürk’te Sultanahmet Meydanı’ndan Anıtkabire, Artemis tapınağından Sümela Manastırına kadar Türkiye’nin her yerinden seçme olarak alınıp 1/25 oranında küçültülmüş tarihi eserleri görebilirsiniz. İstanbul gezinizin 1 gününü Beyoğlu’na ayırsanız bu güzellikleri görmeyi anca tamamlayacaksınız!

İstanbul Modern Sanat Müzesi

İstanbul’u ziyaret edip, Türkiye’nin ilk Modern Sanat Müzesini  gezmemek olur mu ? Peki Modern Sanat Müzesinde neler mi var; Türkiye’nin şahitlik ettiği çağdaş sanat süreci ve sanat-tarihsel gelişim eserleri üzerinden sergileniyor. Müzede resim, heykel, video gibi birbirinden farklı bir sürü disiplinlerden eserler bulunuyor.

İstanbul Oyuncak Müzesi

Türk Edebiyat’ın en gözde şairlerinden Sunay Akın tarafından 2005 yılının 23 Nisan’ında yani Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında açılmış olan müze, değerli şairin 20 yılı aşkın süredir gezdiği 40’tan fazla ülkeden toplayıp oluşturduğu koleksiyonunu sergiliyor. Dünya’nın her yerinden farklı oyuncaklar görüp kendinizi her ülkede çocukmuş gibi hissedeceğiniz anlar yaşamak istiyorsanız Göztepe’de ki Harikalar Diyarı tadında olan bu müzeye gitmeyi ihmal etmeyin.

Panorama 1453 Tarih Müzesi

Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında fethettiği İstanbul’u canlandıran müze, insanın tüylerini diken diken eden ruha sahip. Dünya’nın ilk tam panoramik müzesi unvanına sahip olan müze, Topkapı Park’ında bulunuyor. Panoramik eserlerin hazırlanma süreci 4 yıl devam ettikten sonra, müze 31 Ocak 2009 tarihinde halka hizmet vermeye başlamıştır.

İstanbul’un En Güzel Manzaralı Seyir Tepeleri

Büyük Çamlıca Tepesi

İstanbul’da çekilen dizileri izliyorsanız, adını bile bilmeden çok daha önce Çamlıca Tepesi’nin büyüsüne kapılmış olabilirsiniz. Dizilere, filmlere, kartpostallara konu olan tepe Anadolu yakasında, Üsküdar yakınlarında bulunuyor. Temiz havası, İstanbul Boğazı manzaralı kafe ve restoranları ile kesinlikle gidilmesi gereken yerlerden biri olan Büyük Çamlıca Tepesi, her zaman turistlerin ve yerlilerin gözbebeği konumunda. Kafe ve restoranların dışında tepede Seyir Alanı, Nurbaba Tekkesi ve Sosyal Tesislerde bulunuyor.

Pierre Loti Tepesi

İstanbul’un en güzel simgelerinden biri olan Pierre Loti Tepesinden İstanbul’u izlemek bambaşkadır! Gündüzü ayrı, gecesi ayrı güzel olan tepe Haliç’i görebileceğiniz en güzel noktadır. Akşamüstü gün batımında tepede çayınızı yudumladıktan sonra, burada bulunan dürbünle Topkapı Sarayı, Fatih Camii, Yavuz Sultan Selim Camii, Ayasofya Müzesi Süleymaniye Camii ve Beyazıt Kulesi’ni izleyebilirsiniz. Tepeye taşlı patika yoldan çıkmak ve teleferikle Eyüp merkeze inmek eşsiz bir deneyim olacaktır.

Otağ Tepe Fatih Korusu

İstanbul’un kalbinde bir koru hayal edin, Boğazı en güzel gören konumda, iki köprüyü sağlı sollu yanına almış ama doğasını, güzelliğini hiç kaybetmemiş. Şehrin kalabalığından kaçıp gelmek isteyen herkese İstanbul’un en sakin, huzurlu ve büyüleyici yüzünü gösteriyor. Beykoz’un Kavacık Mahallesinde bulunan tepenin Türk ve Dünya Tarihi açısından da önemi çok büyük. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmeden önce yerleşip, fethi planladığı yer olmasından dolayı, tepe ismini Fatih Sultan Mehmet’ten alıyor.

Galata Kulesi

Galata’nın kalbi olan, belki de İstanbul’un en güzel yapısı, yüzyılların şahidi. İstanbul en güzel nerden izlenir sorusunun cevabı: Galata Kulesi! Atatürk Köprüsü, Galata Köprüsü, Eminönü Camii, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Karaköy ve Galata Kulesi’nin aşkı sayılan Kız Kulesi’ni izlemek mümkün. Kule’den İstanbul’u izlemek harika bir deneyim olsa da başka noktalardan Kule’yi izleyerek sizi kendine aşık etmesine izin vermelisiniz!

Mihrabat Korusu

Kanlıca sırtında bulunan koru, tartışmasız İstanbul’un izleneceği en güzel yerlerden biridir. Kanlıca’nın tertemiz havası ve Boğaz manzarasıyla beraber yürüyüş yapabileceğiniz, tesislerde lezzetli kahvaltılar yapabileceğiniz, seyir teraslarında çay-kahve keyfi yaparken İstanbul’u izleyebileceğiniz, gecesi gündüzü yeşili mavisi her rengi ayrı güzel bir korudur.

Sapphire Seyir Terası

Önce ki seyir mekânlarından çok daha farklı bir yer olan Sapphire Seyir Terası, 261 metre yüksekliğiyle Avrupa’nın en yüksek 17 binası arasında yer alıyor. 66 katlı binanın içerisinde kafeler, restoranlar kısaca İstanbul’un her yerini izlerken size keyifli anlar yaşatmak için tasarlanmış bir teras! Kâğıthane ilçesinde bulunan teras kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biridir.

İstanbul’un En Ünlü Park ve Bahçeleri

Belgrad Ormanı

İstanbul’un yağmur ormanı diyebileceğimiz orman, 16 Milyon insana ev sahipliği yapan koskoca şehrin ciğerleri görevini görüyor. İstanbul’a gelmeyenlerin bile bildiği Belgrad Ormanı, Avrupa yakasının Sarıyer semtinde bulunuyor. Günün her saatinde yürüyen, koşan, spor yapan insanları görebilirsiniz. Karadeniz bitki örtüsünü anımsatan ormanda piknik yapabilmekte mümkün, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında doğanın sunduğu güzelliklerin eşliğinde burada bir mola vermek ilaç gibi gelebilir.

Atatürk Arboretumu

Sarıyer’de bulun arboretum, Belgrad Orman’ın doğal bitki örtüsüne çok benziyor, içerisinde genellikle odunsu bitkiler ve ufak yapay bir göl bulunuyor. 1000’den fazla bitki türüne ev sahipliği yapan yer, hem bitki türlerini öğrenip hem de huzuru tadacağınız cennet bir alan. 1949 yılında yapımına başlanmasa da ödenek yetersizliğinden dolayı ekim faaliyetlerine devam edilememiş olan yeri, 1982’de tekrar hayata geçirmek üzere çalışmalara başlanıldı ve Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün 100. Doğum yılı kutlamaları sebebiyle “Atatürk Arboretumu” adını alarak canlandı.

Emirgan Korusu

Sarıyer’de bulunan bir başka doğal güzellikte Emirgan Korusu, Belgrad Ormanı ve Atatürk Arboretumu’nun da Sarıyer’de olmasından anlayacağınız gibi bu bölge İstanbul’un daha sessiz kalan, doğası bozulmayan nezih semtlerinden biri. Koru, büyük olduğu için Emirgan ve İstinye arasında ki bölgeye yayılır konumda. Yürüyüş yapabileceğiniz, Sarı, Pembe ve Beyaz Köşk’te kahvaltı yapabileceğiniz, çocukların parklarda oynayabileceği bu huzur bahçesi her yaştan insana hitap ediyor. Özellikle bahar aylarında doğanın uyanmasıyla beraber yeşilin, sarının, pembenin en güzel tonlarına bürünen koruda düzenlenen lale festivalleri kesinlikle görülmeye değer!

Yıldız Parkı / Korusu

İstanbul’un kalbi Beşiktaş’ta konumlanan tarihi parkın Palanga Caddesinde bir ve Çırağan Caddesinde bir olmak üzere iki tane kapısı bulunmaktadır. Park içerisinde Malta Köşküne ve Çadır Köşküne ev sahipliği yapıyor. Bu köşklerde yapılan hafta sonu kahvaltılarının tadı damağınızda kalacaktır. Lale Devri döneminde süslenmeye başlanan parkın güzelliği bu dönemlerde fark edilmiştir. Adını yakınlarında bulunan Yıldız Sarayından alan park, Beşiktaş’ta denize nazır bol çiçekli, bol yeşillikli ve deniz havasıyla herkese güzelliklerini göstermek için bekliyor.

Gülhane Parkı

Nazım Hikmet Ran’ın Ceviz Ağacı isimli şiirini, Cem Karaca’nın yorumuyla hayatımıza dahil eden meşhur ceviz ağacı işte tam olarak bu parkta! Birbirinden güzel bitkileri en güzel şekilde sergileyen Gülhane Parkı, Fatih’te yıllardır yerli ve yabancı turistlere nefes olmaya devam ediyor. Atatürk’ün ilk heykelinin buraya yapılması da, parkın maneviyatını artırıyor böylece kesinlikle gidilmesi gereken yerler listesine de eklenmesi gerekiyor.

Maçka Demokrasi Parkı

Kadırgalar Vadisi üzerinde yer alan park, Nişantaşı civarlarında çok büyük alan üzerine yayılmıştır. Park boyunca devam eden teleferik hattı sayesinde parkın güzelliğini yukardan görebilmekte mümkün. Önceden bahsettiğimiz park ve korular kadar geniş bir kitleye hitap etmeyen bu parkta çocuk oyun alanı, kafe, lokanta ve yapay havuzlar bulunmakta. Ağaç ve bitki örtüsü zengin olan bu alanda Türkiye’nin her ikliminden yüzlerce ağaca ev sahipliği yapıyor.

Anadolu Kavağı

Beykoz’da bulunan balıkçı kasabası, sakinliği ve dinginliğiyle dikkat çekiyor. Denize bakan mahallenin iskelesine bağlı olan eski kayıklar, balıkçı tekneleri de nostaljik bir hava katıyor. Yeşillikler içinde bulunan eski İstanbul evleri, boğazdan geçenleri selamlarken onları buraya davette ediyor. Önceden bahsettiğimiz Yoros Kalesi ile de bilinen Anadolu Kavağı’nda balıkçı restoranları ve küçük büfeler bulunuyor. Kendine has ruhu olan Anadolu Kavağı Mahallesi İstanbul’un kalabalığından kargaşasından hiç etkilenmemiş, doğasını kaybetmemiş gibi görünen yerlerden biri. Ulaşım için boğaz hattını kullanmanın bu mahalleye farklı bir ruh katıyor.

Bakırköy Botanik Parkı

2013 yılından beri İstanbul’a hizmet veren parkın amacı insanlara bitkiler hakkında temel bilgiler aktarabilmek. Bunun yanı sıra misafirlerine öğretirken eğlendirmek isteyen parkta oyun ekipmanları, su parkı, tematik bahçeler ve şifalı bitkilerden oluşan bahçeler de bulunuyor.

Çubuklu Korusu (Hidiv Kasrı Korusu)

Hidiv Kasrına ev sahipliği yaptığı için Hidiv Korusu olarak bilinen koru, İstanbul’un 7 tepesinden birinde konumlanıyor. Burayı diğer park ve korulardan ayıran en farklı özelliği rakım yüksek olduğu için piknik veya hafta sonu keyfi için değil, daha çok doğa tutkunlarının tercih ettiği yerlerden biri olması. Koruda yapay şelale bulunduğu ve yürüyüş keyfinizi daha güzel hale getirebileceği aklınızda bulunsun.

Polonezköy

Beykoz’da bulunan Polonezköy Parkı, İstanbul’un en büyük parkı olarak geçiyor. Doğa parkı statüsünde olan bu cennet park sakin bir hafta sonu geçirmek için en iyi tercihlerden biri olabilir. Çok geniş bir alana yayıldığı için kalabalık, yoğunluk gibi kavramlar burada anlamını kaybediyor ve sizi kuş cıvıltıları, yaprak kımıltıları gibi huzur dolu seslerle baş başa bırakıyor. Kahvaltı veya piknik yapmak için tercih edebileceğiniz Polonez köy, sucuklarıyla da çok meşhur aklınızda bulunsun.

İstanbul’da Görülmesi Gereken Camiler

Süleymaniye Camii

Günümüz teknolojisiyle bile yapılamayacak hesaplamaların yapılarak Mimar Sinan tarafından hayata geçirilen camii, ismini Osmanlı İmparatorluğunun en önemli padişahlarından olan Kanuni Sultan Süleyman’dan alıyor. Camii, Fatih – Süleymaniye civarlarında bulunuyor. Metrelerce öteden bile heybetiyle insanı kendine hayran bırakan bu yapı İstanbul’un simgelerinden bir oldu. Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan caminin, 1500’lü yıllarda yapıldığı ve 15 ayrı bölümünün bulunduğu biliniyor. İçerisinde gezerken sizi kendine hayran bırakacak olan camiiyi ilk fırsatta görmelisiniz.

Eyüp Sultan Camii

Eyüp sultan’da Haliç’in kıyısında bulunan camii Mimar Sinan ve Fatih Sultan Mehmet’in eseridir. Cami’nin yan tarafında bulunan Eyüp sultan türbesi hala önemli bir ibadet yeri olarak değerini sürdürüyor. Türbede hissedilen o manevi duygular anlatılamayacak kadar farklı… Hangi dilden, dinden, ırktan olduğunuz fark etmeksizin manevi duygularını güçlü biriyseniz türbede ki yoğun maneviyatı hissedeceksiniz.

Eminönü Yeni Camii

Eminönü deyince insanın aklına bir Balık – Ekmek birde Eminönü Camii gelir. Camiinin içi Süleymaniye ve Sultanahmet Camiisi kadar büyüleyici olmasa da dışarıdan görünüşü insanların hafızasına kazınıyor. Heybetli camii özellikle boğazdan geçenleri kendine hayran bırakmasıyla da bilinir.

Sultanahmet Camii

İstanbul’un en büyüleyici camilerinden biri olan camii, tarih boyunca yapılan mühendislik harikalarının en güzelini temsil ediyor. Aynı anda 12,000 kişinin ibadet edebildiği camiinin günümüzden tam 4 yüzyıl önce, 17. Yüzyılda inşa edilmiş. Cami’nin akustiğinin 1600’lü yıllarda ki teknolojiyle nasıl bu kadar muazzam yapıldığına insanlar inanamıyor.

Ortaköy Camii

15 Temmuz Şehitler Köprüsünün Avrupa ayağının altında kalan caminin asıl adı Büyük Mecidiye Camii’dir fakat Ortaköy Meydan’ında bulunduğu için zaman içerisinde ünü Ortaköy Camii olarak yayılmıştır. Diğer camilere göre çok daha küçük olsa da İstanbul Boğaz’ın en gözde yerlerinden biri.

Fatih Camii

İstanbul’un 7 tepesinden birinde bulunan camii, Sultan tarafından yaptırılan ilk camii unvanını taşımaktadır. İstanbul’un fethinden çok kısa süre sonra inşa edilen camii, Bizans imparatorlarının mezarlarının olduğu tepeye konumlandırılmıştır ki bu Osmanlı İmparatorluğunun, İstanbul hâkimiyetini yansıtan bir işarettir.

İstanbul’un En Güzel Sahilleri

Bebek Sahili

Avrupa yakasında bulunan Bebek semti, Rumeli Hisarı ve Arnavut köy arasında ki bölgede bulunuyor. İstanbul’un en nezih ve elit semti olan bebek, sahilinde yüzlerce kafe, restoran ve eğlence mekânına yer veriyor. Hafta sonları çayınız kahvenizi alıp nezih bir ortamda İstanbul’u dinlemek istiyorsanız, sizin için adres çok açık, Bebek!

İstanbul’un gece hayatının nabzını tutan bir semt varsa oda kesinlikle bebek olmalıdır! Eğlenmeyi seviyorsanız geceleri yolunuz bebek’ten geçmeli.

Üsküdar Sahili

Kız Kulesini karşısına almış, Anadolu yakasının en nezih semtlerinden biridir. Sahil boyunca kafe, restoran, büfe ve eğlence mekânları bulunuyor. Sırf Kız Kulesini bu kadar yakından izlemek için bile Üsküdar’a gelip, Kız Kulesine karşı çayınızı yudumlayabilirsiniz!

Moda Sahili

İstanbul’un modası duymamak ne mümkün! Kadıköy’de bulunan sahil genellikle yapılan yürüyüşlerle, çimlerde içilen biralarıyla ve sohbetleriyle ün salmıştır. Özellikle hafta sonları çok keyifli bir yere dönüşen sahilde, mis gibi boğaz havası alarak, sokak sanatçılarının keyifli şarkılarına eşlik ederek ve çimlerde keyif yaparak geçirebilirsiniz.

Caddebostan Sahili

Moda Sahili kadar keyifli olan bir diğer sahil ise Caddebostan Sahilidir! Gene Kadıköy’de bulunan sahil her kesimden insanın zaman geçirmek için tercih ettiği bir açık hava toplanma alanı gibidir. Özellikle pandeminin devam ettiği şu zor günlerde insanlar Caddebostan’a büyük rağbet gösteriyor. Oyun parklarından, sahalara kadar tesisleri bulunan bu sahilde insanlar yeşile ve maviye doyarken güvenli bir alanda keyifli zaman geçirme imkânı yakalıyor.

Kilyos Sahili

Sarıyer’in, İstanbul’un karmaşasına bir o kadar yakın bir o kadarda uzak olduğundan bahsetmiştik ve şimdi bahsedeceğimiz Kilyos sahili ise İstanbul’un Sarıyer semtinde bulunuyor. Diğer sahillerden farkı, denize girebileceğiniz bir sürü plajın olması! Kum köy olarak ta bilinen bölge İstanbul’un Karadeniz Kıyısında ki ufak bir koy. İstanbul’un kalabalığından uzaklaşıp denize girmek ve eğlenmek isteyen herkesin tercih edebileceği bir yer. Sahilde bulunan kafeler, restoranlar, oteller, eğlence mekanları, su sporları aktiviteleri, piknik ve mesire alanları ve sunduğu çok daha fazla imkan Kilyos’u tatil beldesi olarak değerlendirme kategorisine alabilir. Solar Beach, Burç Beach, Tırmata Beach, Milyon Beach, Uzunya Beach, Non-Stop Beach ve Baykuş Beach Kilyos’ta tercih edebileceğiniz en popüler plajlardan bazıları.

Poyraz köy Plajı

Anadolu yakasında Beykoz semtinin ötesinde bulunan plaja giden sağlı sollu ağaçlarla dolu olan yol size kendinizi cennette gibi hissettirebilir.. Yavuz Sultan Selim köprüsünün Anadolu ayağının hemen altında bulunan bu şirin köy doğası, denizi ve tertemiz havasıyla sizi ağırlamak için bekliyor. Poyraz köy’ün çok büyük olmayan sahilinde 3 tane plaj bulunuyor, etrafında ki oteller, tesisler, kafeler ve restoranlar size kaliteli bir tatil geçirebilecek tüm imkanları sunuyor.

İstanbul’un Birbirinden Güzel Adaları

Sahillerden bahsetmişken İstanbul’un Prens adaları ve Kızıl adalar olarak bilinen büyüklü küçüklü adalarından bahsetmeyi ihmal etmeyelim dedik ve adalarla ilgili tüm detayları sizler için düzenledik.

Büyükada

İstanbul’un Adalar ilçesinin 9 adasından en büyüğü olan Büyükada, İstanbul’a vapurla yaklaşık 1 saat uzaklıkta. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında doğanın uyanmasıyla çok keyifli olan adaya sabah saatlerinde gidip akşam saatlerine kadar hiç sıkılmadan çok keyifli bir gün geçirebilirsiniz. Adada neler yapabileceğinize göz atalım;

  • Fayton veya bisiklet kiralayarak adada tur atıp, Aşıklar Tepesine çıkabilirsiniz, Hatırla Sevgili dizisini izlediyseniz tepeyi hatırlıyor olmalısınız..
  • Güzel bir ada kahvaltısı yapabilirsiniz.
  • Köşkleri gezerek kendinizi nostaljik bir geziye çıkarabilirsiniz.
  • Ada’nın en yoğun caddesinde bulunan lezzetli dondurmalardan deneyebilirsiniz.
  • Deniz kenarında güzel bir piknik yaparak, adanın keyifli sularında yüzebilirsiniz.
  • Akşam yemeği olarak adanın lezzetli balıklarının yanına bir bardak rakıyla eşlik edebilirsiniz. Çiroz, lakerda, balık çorbası, kabak kızartması ve asma yaprağında sardalya adada denemeniz gereken lezzetlerden birkaçı.

Kınalıada

Adaların İstanbul’a en yakın ve küçük olan ada daha çok sessiz, sakin ve huzurlu zaman geçirmek isteyenlerin tercih ettiği bir yer konumunda. Adanın çoğunu yerleşim yerlerinin kaplamasından dolayı bitki örtüsü çok azdır.

Heybeliada

İstanbul’a yolu düşen herkesin aklına takılan bir soru vardır; Büyükada’ya mı gitsek Heybeliada’ya mı? Her yönde birbiriyle yarış halinde olan bu iki güzel ada arasında tercih yapmak ne mümkün! En iyisi İstanbul için 1 gün daha ayırıp hem ruhunuza hem bedeninize iyi gelecek olan iki adayı da gezmek. Heybeliada, Büyükada’dan sonra İstanbul’un en büyük ikinci adasıdır, onu Büyükada’dan ayıransa daha sakin ve huzurlu bir ruhunun olması.

İstanbul’un Heybeli’sinde neler yapılır inceleyelim;

  • Karma bir yapısı olan adanın mutfağı balık konusunda çok iyidir ve kesinlikle denenmeli.
  • Yazlık yer olmasının verdiği ruhla adanın dondurmaları da çok meşhurdur.
  • Sabah saatlerinde en tazesini yiyebileceğiniz Ada Ponçiği’ni de denemeyi ihmal etmeyin.
  • Yeşillikler içinde ki Rum – Ortodoks Ruhban okulunu gezebilir, Ada’nın Türk Edebiyatı açısından çok önemli olan İsmet İnönü Müze Evi & Hüseyin Rahmi Gürpınar Müze Evini gezebilirsiniz.
  • Yaz aylarında sakin ruhunu eğlenceli bir tatil beldesine çeviren adanın gece hayatına da bir göz atabilirsiniz J

Burgazada

Türk Edebiyatı’nın önemli roman ve hikâye yazarlarından olan Sait Faik Abasıyanık’ın hikâyelerinde ki meşhur Burgazada! Hayatının büyük bir kısmını bu şirin adada geçiren Sait Faik’in evi, ölümünden sonra müzeye çevrilmiştir. İstanbul’da gün batımını en güzel izleyebileceğiniz yerlerden biri de burada bulunan Kalpazankaya’dır. Adayı gezerken gidebileceğiniz diğer güzel yerler ise, Burgazada Camii, Bayraktepe / Hritos Manastırı, Aya Yorgi Garibi Manastırı, İsa Tepesi – Hritos Manastırı, Aya Yani Kilisesi’dir. İstanbul’un en büyük üçüncü adası olan Burgazada’yı listelerinizin bir yerine eklemeyi unutmayın!

Sedef Adası / Tavşan Adası

İsmini bitki örtüsünden, uzaktan bakılınca sedefe benzetildiğinden alan ada, İstanbul’un yerleşime açık olan en küçük adasıdır. Eskiden adada tavşan nüfusu fazla olduğu için Tavşan adası olarak ta biliniyor.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası / Yassıada

Şeklinden dolayı Yassıada ismini alan ada, 27 Mayıs 1960 Darbesinde Demokratların yargılandığı yerdir. Darbeden sonra Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak anılmaya başlanmıştır.

Sivriada

Sivri bir kayalıktan oluşan ve yerleşim yeri olmayan ada, ismini buradan alıyor. Hayırsız Ada olarak bilinmesinin sebebi 1910 yılında dönemin İstanbul belediye başkanının köpek nüfusunun çok artması gerekçesiyle 80 bin köpeği adada aç susuz bırakması ve bu şekilde ölüme terk etmesinden geliyor.

Kaşık Adası

Burgazada’nı karşısında bulunan Kaşık adasına vapur seferleri yoktur. Adanı mülkiyeti İstanbul’un en ünlü iş adamlarından  Rahmi M. Koç’a aittir. Uzaktan bakanların adayı kaşığa benzetmesinden dolayı Kaşık Adası ismini almıştır.

İstanbul’da Kesinlikle Yapılması Gereken Aktiviteler!

Boğaz Turu Yapmak

İstanbul’un tüm güzelliklerini bir arada göreceğiniz tur Eminönü İskelesinden başlayıp Anadolu Kavağı’na kadar gidip tekrar geri dönüyor. Tur esnasında göreceğiniz yerler;

  • Galata Kulesi, Galata Köprüsü, Kız Kulesi, Dolmabahçe Sarayı, Ortaköy Camii, Çırağan Sarayı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Bebek Sahili, Emirgan Korusu, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Yoros Kalesi, Anadolu Kavağı, Anadolu Hisarı, Rumeli Hisarı, Eminönü Yeni Camii, Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Süleymaniye Camii.

Adalara Gitmek

Adalar yazımızda bahsettiğimiz Büyükada ve Heybeliada’ya ulaşım her gün belirli saatlerde mümkün. Adalarda bisiklet sürmeden, dondurma ve balık yemeden, nostaljik bir tur geçirmeden İstanbul’dan dönmeyi kesinlikle düşünmeyin deriz!

Beyoğlu’nda Kaybolmak

Erol Evgin’in seslendirdiği Beyoğlu’nda Gezersin şarkısı boşuna yazılmış olmamalı! Beyoğlu’nda gezmek için bir gününüzü ayırsanız anca bütün güzelliklerini görebilirsiniz. Gezeceğiniz yerleri sizin için şöyle sıraladık;

  • Meşhur Beyoğlu Çikolatacısı

Hayatınız boyunca yiyebileceğiniz ve tadı damağınızdan silinmeyecek bu çikolatacıya uğrayıp hem kendiniz için çikolata alabilir hem de sevdikleriniz için hediye olarak götürebilirsiniz.

  • İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı

İstanbul’un en güzel simgelerinden olan cadde ve meydanı kesinlikle görmelisiniz! İstiklal Caddesinde kalabalığın içinde kendinizi kaybedip, tarihi baklavacılardan tatlılar yemeyi, Kurukahveci Mehmet Efendi’nin taze çekilmiş mis gibi kokan kahvelerinden almayı ve nostaljik tramvayla beraber bir karenizin olmasını ihmal etmeyin.

  • Galata Kulesi ve Sokakları

Kaybolmaktan en çok keyif alacağınız sokaklar kesinlikle Galata sokakları olacaktır çünkü her sokak kalbine, yani Galata Kulesine çıkıyor. Beraber kaybolurken yanınızda sevdiğiniz olmasına dikkat edin, rivayetlere göre Galata’ya kiminle beraber çıkarsanız onunla evleneceğiniz söyleniyor. Peki, yalnız çıkanlar mı? Onlarda İstanbul’u en güzel yerinden yani Galata’dan izleyeme keyfine layık olacaklar, herkes evlenmek zorunda değil.

  • Cihangir

Beyoğlu’nun uyumayan mahallesi! Ünlülerin ve gece hayatının hiç durmadığı 7/24 uyanık olan mahallede herkesin eğleneceği tarzda yerler bulmak mümkün

Ortaköy’de Kumpir ve Eğlence Mekânları

Ortaköy deyince aklınıza tek gelmesi gereken leziz kumpirleri ve Eğlence Mekânları! İstanbul’un en meşhur eğlence kulüplerinin bulunduğu bu semt, Bebek Sahilinin hemen üstünde bulunuyor. Bebek’te üç beş tur attıktan sonra Kumpir yemeyi ve eğlence mekânlarında eğlenmeyi listenize yazın.

Eminönü Balık – Ekmek

Balık – Ekmek ve Turşu suyu ikilisini Eminönü Sahilinden başka hiçbir yerde bu kadar lezzetli bulamazsınız. Kapalı Çarşı ve Mısır Çarşısını gezdikten sonra burada mola verip Eminönü manzarasında keyif yapmayı unutmayın!

Bu büyüleyici şehri ziyaret etmek için sitemizden en uygun bileti bulabilir, en kaliteli ve uygun otellerden rezervasyon yaptırabilir, ulaşım ile ilgili tüm sorunlarınızı giderebilir ve İstanbul’un en kaliteli turlarından erkenden yerinizi ayırabilirsiniz.